CHP Lideri Özgür Özel: Sandığı Namusu Gibi Bilen İnsanlara ‘Bir Kere Oy Verin, Sonra 5 Yıl Kenara Çekilin’ Diyemezsiniz

13.04.2026

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:

“SİYASİ AHLAK YASASI’NDAN ÇEKİNEN KİMSEYİ GÖRMEDİK. HERKES BU KONUDA SON DERECE NET. AMA İKTİDAR PARTİSİNDEN ÇIT YOK”

“SANDIĞI KENDİ NAMUSU GİBİ BİLEN İNSANLARA ‘BİR KERE OY VERİN, SONRA 5 YIL KENARA ÇEKİLİN’ DİYEMEZSİNİZ”

“BU MİLLET SANDIKTAN KAÇANI, İRADESİNİ GASP EDENİ UNUTMAZ. MİLLET BULDUĞU İLK SANDIKTA DEMOKRASİYE DÖNECEKTİR”

YAVUZ AĞIRALİOĞLU:

“MİLLET İRADESİNİ TANIMAMAZLIĞINIZ SİYASİ MÜCADELENİZE YAKIŞMAZ. HESABINI MİLLETE VERECEĞİNİZ BİR LEKE OLUR”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu ile Anahtar Parti İstanbul İl Başkanlığında bir araya geldi. Burada konuşan Özel, “Değerli arkadaşlar hepinizi saygı ile selamlıyoruz. Bugün Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi Ankara’da Anahtar Parti’nin Genel Merkezi’nde kendilerini ziyaret etmeyi planlamıştık. Ancak Hüsamettin Cindoruk’un rahmete kavuşması ve törenin İstanbul’da olması dolayısıyla aramızda konuştuk. Hem cenaze törenine katılmaya, hem de programlarımızı aksatmamaya bir çare ararken Anahtar Parti’nin İstanbul İl Başkanlığı’nda kendilerini ziyaret edebileceğimiz konusunda mutabakata vardık. Bu vesileyle Anahtar Parti’nin İstanbul İl Başkanlığı’na hayırlı, uğurlu olsun. Teşkilat kuruldu, il başkanımızla, il yöneticilerimizle tanışma imkanını bulduk. Bunun için Anahtar Parti’ye tüm Türkiye’de olduğu gibi İstanbul’da da başarılar diliyoruz” dedi. Özel, şunları söyledi:


“YENİ BİR ENFLASYON ŞOKUYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

“Sayın Genel Başkanımızın, il başkanımızın ev sahipliğinde hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Tabii konuların kendisi hoş değil. Çünkü İran’da hem çocuklar öldürülüyor, hem kadınlar öldürülüyor. Amerika ve İsrail İran’a haksızca, hukuksuzca, uluslararası hukuku hiçe sayarak bir operasyon düzenlediler. Ateşkes ümitleri vardı. O da boşa çıktı. Şu anda hem yeniden İran’da Müslümanların kanının döküleceği bir çatışma ortamı gündemde, hem de bütün dünyada olan ama en çok da Türkiye’yi etkileyen savaşın yarattığı sorunlar var. Tabii petrol fiyatları yükseldiğinde bu bütün dünya ekonomileri için bir risk. Ama kırılganlığın boyutu sizin bu meseleye ne kadar hazır olduğunuzla ilgili. Görüyorsunuz ki dünyanın pek çok iyi yönetilen ülkesi hemen bu savaştaki petrol fiyatlarının yükselmesinin, enerji fiyatlarına yansımaması, yansısa bile bunun devlet tarafından tolere edilmesi ve bir enflasyon dalgası yaratmaması için tedbirler aldılar. Tıkır tıkır uyguluyorlar. Ama Türkiye hem de Mehmet Şimşek’in 1 Nisan’da Londra'da yaptığı sunumla… Geçen sene 19 Mart tarihinin içinde bulunduğu 10 günlük bir kısmı yuvarlak içine almış, ‘çoklu şoklar dönemi’ diyor. ‘Çoklu şok’ 18 Mart akşamı kalkıp devletin verdiği 30 - 31 yıllık diplomayı iptal edince millet diyor ki ‘Ya bu devletin verdiği diploma inkar ediliyorsa, elimdeki hisse senedinin yarın iptal edilmeyeceği ne belli olur?’ ‘Satayım onu’ diyor, yarın borsa düşüyor. Ya da ‘Bu ülkede ana muhalefet partisinin üst üste üç kez kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na operasyon yapılıyorsa; önce mazbatası iptal ediliyor, sonra da operasyon yapılıyorsa benim ne işim var burada? Dolar alıp gideyim’ diyor. Bu ‘çoklu şoklar dönemi’ diyor ki bize 60 milyar dolara mal oldu geçen sene. Bu doğru, zaten herkes verileri - rakamları okumayı bilen herkes bunu görüyor. ‘İran savaşında da bazı tedbirler aldık ve 50 milyar dolar harcadık buna da’ diyor. İran savaşında aldığı tedbir işte petrol fiyatlarının doğrudan pompaya yansımaması için bizim de önerdiğimiz eşel mobil sistemini dörtte üç oranında uyguladı. Bir - iki bir şey aldı. Şimdi diyor ki ‘Para bitti.’ Bu yüzden her kuruş pompaya; pompadaki, mazottaki her artış özellikle gıda için ki gıda fiyatları üzerinde en önemli maliyetlerden biri taşıma giderleri. Gıda fiyatlarında inanılmaz bir enflasyon başladı. Yetmezmiş gibi kendi belirledikleri elektrik ve doğalgaza da yüzde 25’şer zam yaptılar. Türkiye, şimdi yeni bir enflasyon şokuyla karşı karşıya. Mehmet Şimşek itiraf ediyor, ‘Biz burada lazım olan parayı geçen sene Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olamasın ya da İstanbul’daki, Türkiye’deki CHP’li belediyelerin başarı hikayesi yarım kalsın ümidiyle bir darbe yaptık, orada harcadık’ diyor. Şimdi bu durumda Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nin hazırlamış olduğu raporu Sayın Genel Başkanımıza arz ettik. Hem kısa vadede yapılacaklar ile orta ve uzun vadede alınması gereken tedbirleri paylaştık. Bu konuda kendilerinin de değerlendirmelerinden istifade ettik.”

“BU KONUDA TAMAMEN SESSİZLER”

“İkinci husus; Ankara’daki ziyaretlerde bolca dile getirmiştik. Kendi seçmeni nezdinde dahi, hatta kendisinin kurucuları nezdinde dahi herhalde yolsuzluklar ya da belediyede yapılan iş ve işlemlerde kamunun zarara uğratılması noktasında eğer birileri bu konuda ün sahibiyse, bunun AK Parti belediyeciliği olduğu konusunda bir mutabakat var. Kendi seçmeninde böyle. Tekerleme olmuş, ‘Melih Gökçek yargılanmadan hiçbir belediye başkanı yargılanamaz’ diyorlar. Partinin üç kurucu liderinden bir tanesi ‘Parsel parsel Ankara’yı sattın’ diyor. ‘Ağzımı açma, bir konuşursam insan içine çıkamazsın’ diyor. Herkes biliyor ki AK Parti belediyeciliği rant üzerine kurulmuş ve yüzdelerinin konuşulduğu belediyecilikken, Cumhuriyet Halk Partili bir tek belediye başkanının ne evinde, ne maalesef o son derece acımasız babalarının evlerinin bahçelerinin kazılmasına kadar, ne yurtiçinde ne yurtdışında kör bir kuruş bulunmamışken; ayakkabı kutularının partisi, elbise torbaların içerisinde dolar taşıyanların partisi, önce ‘Bunları FETÖ koydu’ deyip sonra faiziyle birlikte geri alanların partisi, Başbakanı ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu koparırım’ deyip dört bakanı Yüce Divan’a yollayacakken Erdoğan’ın durdurup Başbakan’ın kafasını koparıldığı siyaseten parti; bugün gelmiş bize siyasi ahlak konusunda ahkam kesmeye çalışıyor. Biz de karşılarına diyoruz ki ne belediye meclis üyesi dışarıda kalsın ne belediye başkanı, ne milletvekili, ne genel başkan, ne bakan ne Cumhurbaşkanı. Hepimizin mal varlıkları yakınlarımızdan bir açıklansın ki biz zaten verdik. Ve bu mallar nasıl edinilmiş, bakılsın. Ve ‘Ben siyasete fakir girdim yarın zenginleşirsem demek ki çalmışım’ diyenler çalmadıklarını izah etsinler. Bir görelim bakalım bunları. Burada da özgüvenimiz yüksek diyoruz, Siyasi Ahlak Yasası’nı, Siyasi Etik Yasası’nı bir an önce çıkarmayı teklif ediyoruz. Zaten bu konuda geçmişte Meclis’te birlikte görev yaptığımızda da tutumlarımız çok net, özgüvenimiz çok yüksekti. Her iki Genel Başkan olarak partilerimizin bu konudaki tutumlarını karşılıklı teyit etmiş olduk. Ama bu konuda nereye gitsek, yani siyasi yelpazenin en sağından en soluna kadar, bu 11’nci ziyaret. Siyasi Ahlak Yasası’ndan çekinen kimseyi görmedik. Herkes bu konuda son derece net. Ama iktidar partisinden çıt yok. Demiyorlar ki ‘Tamam kardeşim getirin, görelim. Madem bu kadar güveniyorsunuz, getirin hepinizin gelmişine, geçmişine, yarınına, bugününe, dününe bir bakalım.’ Hiç bunu söyleyen yok. Burada duymuyorlar. Burada tamamen sessizler. Buradan bir kez daha söylüyorum. Bu kadar AK Parti’de her konuda bol bol konuşmayı seven arkadaşlar, ‘Siyasi Etik Yasası’na biz de varız’ demiyorlar mı? AK Parti’nin Sayın Sözcüsü bu konuda bir şey demiyor mu? Sayın Erdoğan bir şey demiyor mu? Bunu buradan bir kez daha ifade etmiş olayım.”

“MESELE MİLLETİN KARŞISINA ÇIKABİLMEKTİR”

“Kamuoyunca da malum. İktidar medyasının ilk başta okumadan üstüne atlayıp, ‘Efendim sekiz milletvekilliği boş, anayasaya göre yüzde 5 boşalınca ara seçim oluyor, Özgür Özel ara seçim deyince 22 milletvekili istifa ettirecek. Aman ne güzel 20’sini kabul eder ikisini etmeyiz. Hem seçim yapmayız, hem 20 milletvekili kaybettiririz. Kazdıkları kuyuya düşürürüz’ diye magazinleştirdikleri, anayasayı net okuyunca bunun ilk 30 ay için gerekli olduğu, 30 aydan sonra ise boşalan sandalyeler için bir an önce ara seçim yapılması gerektiğinin bir anayasal zorunluluk olduğu ortaya çıktı. O günden bugüne hepsi birden ‘tıp’ oynuyorlar. ‘1-2-3 tıp’ dediler, sustular. Neden? Çünkü durum çok net ve açık ortada. Şunu söylüyoruz AK Parti’ye: Anayasa 78 diyor ki ‘Boşalan seçim bölgeleri için seçim yapılır.’ Biz de diyoruz ki ‘Bakın ne teklif ediyoruz?’ Hatay’ın durumu tartışmalı, orada Can Atalay’ın durumu Aziz Nesin’in ‘Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz’ gibi olabilir. Ara seçim deyince ‘Boşalmadı’ diyorlar. ‘Doluysa getir’, Silivri’de tutuyorlar. Ama eğer boş kabul ediyorsanız orası için Can Atalay’ın durumu münasiptir. Ama sorduğumuz şey şu: Hatay’da bir, Afyon’da bir, Kastamonu’da bir, Kırıkkale’de bir, Adıyaman’da bir, Kocaeli’nde bir ve İstanbul birinci bölgede iki milletvekilliği boş. Bu seçim bölgelerinin tamamında bu milletten son yetki aldığınızda, 2023’te, yani ağız dolusu enflasyonu tek rakamı indireceğinizi ya da bizim vadettiğimiz gibi bundan sonra memur alımlarında mülakatı kaldıracağınızı, asgari ücrete yılda enflasyon tek hanenin üstündeyse en az üç kez daha ayarlama yapacağınızı söylediğiniz ve bunları söyleyerek oy aldığınız o seçimde bu yedi seçim çevresinde de birinci partisiniz. Ve biz diyoruz ki; Gelin buralarda anayasaya uygun seçimi yenileyelim.’ ‘Gündemimizde yok’ diyor. Sadece Murat Kurum’u istifa ettirebilmiştiniz, ‘Diğer bakanlar mahsur kaldı’ diyordunuz, Meclis’teki nisap, oran-orantı için. Bakın yedi tane daha milletvekili, sekiz tane daha milletvekili hakkı var. Haydi hani diyorsunuz ya ‘AK Parti toparlandı, yeniden birinci parti oldu.’ Size Adıyaman’da, Kastamonu’da, Kırıkkale’de, Afyon’da, Hatay’da, Kocaeli’nde ve İstanbul’da ‘Hodri meydan’ diyoruz. ‘Hadi’ diyoruz ‘Çıkın ve bu seçimi kazanın.’ Cesaretiniz varsa Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel seçimlerden beri işte yüzde 38, 34, 36 kaç ölçülüyorsa, birinci parti olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin karşısına çıkın. Mesele Cumhuriyet Halk Partisi de değildir. Mesele tam olarak bu milletin karşısına çıkmaktır. Siz şöyle bir şey dayatıyorsunuz. ‘Bir kez oy verin, sonra beş yıl kenara çekilin.’ Anadolu’nun, Cumhuriyetin önemli kazanımı sandığı kendi namusu gibi bilen insanlara bunu diyemezsiniz. ‘Bir kere oy verin, sonra beş yıl kenara çekilin.’ Anayasa diyor ki ‘Bu insanlar hiç değilse ara seçimde sözlerini söyleyecekler.’ Bu seçimden Demirel kaçmadı ve Ecevit kaçmadı, Erbakan kaçmadı, Türkeş kaçmadı, Özal kaçmadı. Yapılan ara seçimlerde Ecevit ara seçim sonuçlarından sonra genel seçimlere gitmeye karar verdi. Özal ara seçimleri kaybetti, Demirel’in iktidarının önü açıldı. Ama sözü millet söyledi. Siz ne demek bu? ‘Siz bir kez konuşacaksınız, bir daha karışmayacaksınız.’ İş politikada, dış politikada, ekonomide her her her alanda taahhüdünün tam tersi işler yapan iktidar, şimdi milletin karşısına çıkmaktan kaçıyor. Elbette ara seçim anayasal zorunluluk. Meclis Başkanı’nın yükümlülükleri var bu noktada, gideceğiz, konuşacağız. Bir şekilde bu milletin önüne sandık gelmesini zorlayacağız.”

“SEÇMEN SANDIK İÇİN GÜN BEKLİYOR, ‘YA SABIR’ ÇEKİYOR”

“‘Yok anayasa manayasa tanımam, 77’nci maddeye göre seçilirim, ama 78’nci maddeye gelince uymam anayasaya’ diyorsanız, onun da bir maliyeti var. Bu millet sandıktan kaçanı, iradesini gasp edeni unutmaz. Bursa’da, Aydın’da nasıl millet iradesi çalındı diye sandığı ‘Ya sabır’ çekerek bekliyorsa seçmen, İstanbul’da 13 bin farkı nasıl 806 bin yaptıysa kazanılmış bir seçimde mazbatayı iptal etmeniz üzerine 1,5 ayda. Bundan sonra da seçmen sandık için gün bekliyor ve ‘Ya sabır’ çekiyor. Bu konudaki çalışmamızı, hazırlığımızı zaten Sayın Genel Başkanımız Grup Başkanvekilliği sürecinden hem iç tüzük hem anayasa noktasında defalarca bu usul tartışmalarını tükettiğimiz, kendisinin de son derece hakim olduğu alanlar bunlar. Bu konuda düşüncelerimi ifade ettim. Kendisinin de seçimler konusunda biraz önce ortaya koyduğu yaklaşımı ifade ettiler. Biz İstanbul’da Anahtar Parti’nin İstanbul İl Başkanlığından bir kez daha İstanbul birinci bölgede kaçınılmaz olarak, ama Sayın Erdoğan’ın cesareti varsa İstanbul’un tamamının da bu işin içine girmesi son derece mümkün. Artık bu 19 Mart darbesinden sonra millet bu iftiracılara mı inanmış, yoksa Cumhuriyet Halk Partisi her geçen gün daha da mı güçleniyor, milletin bu iktidardan kurtulmak için tüm alternatifleri en iyi şekilde değerlendirdiği bir sürecin mi içindeyiz. Bunların hepsini görmek üzere bakıyoruz. Ara seçim gündeminde de, ara seçimde sandığın gelmesi birinci önceliğimiz. Her seçim bölgesinde ‘Mutlaka adayımız olsun, biz olalım, biz kazanalım.’ Öyle iddialarımız yok. Hatay’da hak yerini bulacaktır, Kocaeli’nde münasip olana herkes doğru şekilde yaklaşacaktır, her partinin kendi fikridir. Onun dışında da AK Parti bu sandıktan kaçmadıktan sonra millet sözünü sandıkta söyleyecektir. Sayın Genel Başkanıma ev sahipliği için çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.”

“ANAHTAR PARTİ KAPALI KAPILARI AÇMAYA KURULMUŞ”

Genel Başkan Özel, basın mensuplarının “CHP ile Anahtar Parti arasında bir ittifak olur mu? Geçen sene kapı kapatmıştınız” şeklindeki sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Kimse kimseye kapı kapatmaz. Hele hele Anahtar Parti’nin amblemi anahtar yani kapalı kapıları açmak için kurulmuş. O yüzden de kapı kapatmak ayrı ama ben şunu mahzurlu görüyorum şu açıdan. Eskiden Türkiye’de seçimler yapılırdı ve bir parti tek başına iktidar olursa olurdu, olmazsa 40 gün süreyle koalisyon görüşmeleri olurdu. Şimdi öyle bir ucube sistem getirdiler ki seçimler yapılıyor, bir sonraki seçime kadar koalisyon görüşmeleri ve memleketin o kadar sorunu varken, herkesin de kendi durduğu yerden bu sorunlara o kadar özgün çözüm önerileri varken ve herkes kendisini seçmene özgürce izah edip, ona göre en iyi reaksiyon alması gerekiyorken, konuşulacaksa eğer seçim işbirlikleri, seçim havasına, seçim sathı mahalline girdiğinde konuşulması gerekiyorken, bütün gündeme sis etkisi yapıyor. İttifaklar, ittifaklar… Onun için hem biz, hem Anahtar Parti, hem diğer siyasi partilere millete kendi durumlarını en net şekilde izah ettikleri, çözüm önerilerini sundukları, milletin takdirini kazanmaya çalıştıkları bir süreci herkesin doğrudan yaşaması gerekir. Ama seçim sathı mahalline gelindiğinde ittifaklara ki siyasi partiler değil bazen millet zorlar. Çünkü bir değişim için bir ittifaka ihtiyaç varsa, o zaman herkes oturur ve kendi pozisyonunu değerlendirir, en doğru kararı verir. Öyle düşünüyoruz. Yoksa bizim kimseye kapı kapatmak da haddimize değildir. Siyaset öyle konuşmayarak değil konuşarak, el sıkışarak ve memleket için sorumluluk alınarak yapılacak bir süreçtir. Günü geldiğinde bunların hepsi değerlendirilir.”

“KEMAL BEY’DEN ÖYLE BİR ŞEY BEKLEMEYİZ”

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, Eski Meclis Başkanlarından Hüsamettin Cindoruk’un cenaze töreninde Önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine selam vermediğinin belirtilmesi üzerine, “Şöyle Kemal Bey’in öyle selamsızlık gibi bir durumu normalde yok. Bir cenaze ortamı, çok kalabalık. Bir de her girene haklı olarak ki Sayın Genel Başkan’ın müdahalesiyle o iş düzeldi, arkada bir bariyer koymuşlar Meclis Başkanı katılacak diye. Hüsamettin Cindoruk gibi devlet töreni istemeyip millet töreni isteyen birinin cenazesinde vatandaşı protokolün olduğu yere sokmuyorlar. Bağırış, çağırış vardı. Kemal Bey hiçbirimizi öyle görmezden gelmez, geçmez. Zaten yani her fırsatta görüşüyoruz, konuşuyoruz. Onun o anda dini tören ve ortamın aşırı kalabalıklığı yüzünden olacak bir dalgınlıktır. Onun dışında aslında asla Kemal Bey’den böyle bir şey beklemeyiz” dedi.

“MİLLET BULDUĞU İLK SANDIKTA DEMOKRASİYE DÖNECEKTİR”

Macaristan seçim sonuçlarını nasıl değerlendirdiği sorulan Özel’in yanıtı şöyle oldu:

“Değerli arkadaşlar şimdi dün akşam Macar halkı demokrasiyi seçti. Macaristan’daki seçim herhangi bir siyasi seçim değildi. Adeta bir referandumdu. Bir yanda her geçen gün demokrasiyi aşındırarak ve git gide ülkeyi tek başına yöneterek, denetleyen, düzenleyen, kendi gücünü kısıtlayan tüm kurumları ortadan kaldırıp, denetimsiz bir şekilde tek başına ülkeyi yöneten birisine Macaristan elbette genel seçimdi ama bir referandum refleksiyle demokrasiyi seçti. Bir otokrat gitti. Dün akşam Orban kaybederken, Trump da kaybetti. Orban kaybederken, onu destekleyen bütün tek adamlar da kaybetti. Türkiye’de de önümüzdeki seçimin demokrasi ile otokrasi arasında yapılacağı son derece aşikar. Maalesef Macaristan’ın yaşadığı süreçlerle, Türkiye’nin yaşadığı süreçler birbirine çok benziyor. Özellikle hem orada ilan edilen bir OHAL ve OHAL kararnamelerinin yarattığı sorun, burada ilan edilen bir OHAL, OHAL’de değiştirilen bir anayasa, OHAL yetkilerinin kalıcılaştırdığı yasalar, yine kararnamelerle yönetilen bir ülke ve işlevsizleştirilen bir Meclis ile karşı karşıyayız. Macar halkının demokrasiden yana gösterdiği tutumun bir benzerini ülkemizde de demokrasiden ve güçlü bir Meclis’ten yana milletin göstereceğine inancımız tamdır. Meşruiyeti Trump’ta arayanların, milletten güç alamayıp da Trump’tan güç almaya çalışanların ve ‘Trump beni destekleyecek’ diye Trump’ın yaptığı İsrail’deki Gazze planına bile karşı çıkmayıp, hatta Gazze planı konusunda Trump'ın Netanyahu ile aynı masaya Dışişleri Bakanını oturtanların, İran’daki kız çocuklarının bombardımanda ölmesine dahi Amerika’ya tepki gösteremeyenlerin beklentileri beyhudedir. Aslolan söz sahibi millettir. Millet ne derse o olacaktır. Türkiye’de de millet bulduğu ilk sandıkta demokrasiye dönecektir.”

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: “BİZ DE ÖYLE DÜŞÜNÜYORUZ”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu da Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel ile yaptığı görüşmenin ardından konuştu. Ağıralioğlu, “Ana muhalefetin süreçle ilgili teklifleri var. O tekliflerle ilgili istişarelerde bulunduk. Sayın Genel Başkan, önümüzdeki dönem hem demokrasinin hem sandığın, hem millet iradesinin hem memleketin karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için memleketin yönetiminde olan boşlukların, bozulmanın, savrulmanın yaşam kalitemizi bozduğuna, Türk milletinin daha yüksek standartlı bir yaşamı yine kendi iradesi ile oluşturulabilmesinin seçime bağlı olduğuna dair bir hassasiyeti dile getiriyorlar. Biz de öyle düşünüyoruz. Memleketin kötü yönetildiğini düşünüyoruz, memleketin bundan çok daha güçlü olabileceği büyük potansiyeline yürüyen, plan yapabilen, hedef koyabilen, hedefe ulaşabilecek bir yeni yönetim mahareti ile buluşmasının, seçmenin iradesine bağlı olarak değişim iradesinin yönetilmesi gerektiğini biz de düşünüyoruz. Erken seçim, ara seçim diye konuşulan her şeyin aslında merkezinde memleketin büyük potansiyelinin bu yaşadıklarımızdan çok daha fazlasını memlekete yaşatabilme imkanının doğru kullanılamadığına dair bir düşüncemiz var. Biz muhalefet partileriyiz. Muhalefette olanlar için itiraz bundan daha ‘iyisi mümkündür’e kuruluyor” dedi.

“MİLLET İRADESİNE LEKE OLUR”

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu, Cumhuriyet Halk Partili Belediyelere yönelik baskı ve operasyonlar hakkında da konuştu. Ağıralioğlu, “Sayın Genel Başkan bir sürecin içerisinde. Bir şeyin tarafı, öznesi hem de mağduru. Bursa Belediyesi oldu, söyledim. Bazı belediyelerin devir tesliminde söyledim. İktidarı uyarmak zorundayım. İktidarın şu sözlerle tenkit ettiği bir siyasal konfor alanı vardı: ‘Millet iradesine saygısızlık’ deyince Sayın Cumhurbaşkanı çok beğenir böyle 46 yılından konuşmayı, sandık tanımamazlığı, millet iradesine razı olmamayı ketmedecek olduğu zaman hep böyle demeyi sever. Şimdi bir yargı sürecinin devamında oluşan boşlukları sandıkta kazanamadığınız belediyeleri, belediye meclislerindeki çoğunluğunuz marifeti ile kazanmaya kalkmak millet iradesine saygısızlıktır. Varlığınızı millet iradesine borçluysanız, varlığınızı oraya yaslayarak konuşuyorsanız, millet iradesine hürmetsizlik edemezsiniz. Cumhurbaşkanı; partili Cumhurbaşkanlığından daha fazla noktada duruyor ve mesuliyet taşıyorsanız, kendinize size oy vermeyenlerin de emaneti olan makamlardan millet iradesini korumak zorunda olduğunuzu devamlı hatırlatmamıza razı olmalısınız. Sayın Cumhurbaşkanı, AK Parti’nin Genel Başkanı olabilirsiniz ama biz sizi AK Parti’nin Genel Başkanı olarak görmek istemeyiz bu mevzuda. Biz, Cumhurbaşkanlık makamında sizi memleketi cepheleştirirken değil; birleştirirken görmek isteriz. Ne olursa olsun demenizi bekleriz ki ‘Millet iradesine saygısızlık olmaz. Belediye meclislerinde çoğunluğumuz var diye kanuni bir hakkımız ya da boşluk var diye millet iradesini örselemek bize yakışmaz. Millet kime oy vermişse belediye onlara teslim edilmeli’ demeniz, millet iradesine saygının gereğidir. İlkesel olarak aynı yerde durmak lazım. Bugün millet iradesini tanımamazlığınız size, itibarınıza, siyasi mücadelenize yakışmaz. Sonra da hesabını millete vereceğiniz bir leke olduğunu unutmamanızı tavsiye ederiz.”


CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL, ANAHTAR PARTİ GENEL BAŞKANI AĞIRALİOĞLU’NU ZİYARET ETTİ